13 Kasım 2000- Türkiye’de gazeteci Mehmet Ali Birand ile Cengiz Çandar’ın başını yiyen Andıç olayı, Çandar’a Sabah’ta sansür uygulanmasından sonra yeniden, hararetle tartışılıyor. Acaba İsveç’teki gazetecilerin başına da böyle bir Andıç olayı gelse, ne yaparlar, neler düşünürlerdi? Merak ettim. İsveç’teki gazete yönetimlerine basın özgürlüğünün sınırlarını, baskı odakları karşısındaki tutum ve düşüncelerini öğrenmek amacıyla aşağıdaki soruları yönelttim:

1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

5- Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

6- Hangi koşullarda bir haberin ya da makalenin yayınlanmasını engellersiniz? 

Bu anketi yaparken fikirlerine başvurduğum gazetecilerden hangisinin ”Yahu, bunlar ne biçim sorular böyle. Türkiye’de böyle şeyler mi oluyor?” doğrultusunda bir soru yönelteceğini merakla bekliyordum. Gelin görün ki hiçbirinden -samimi olarak görüştüklerimden bile- böyle bir soru gelmedi. Hepsi de bu soruların benim gazetecilik merakımdan kaynaklanan birer teori niteliğinde olduğunu sandılar. Anlaşılan İsveçli meslektaşlarımız AB’ye girmek için bu kadar çaba harcayan bir Türkiye’de böyle şeylerin olabileceğine ihtimal veremiyor 

İŞTE CEVAPLAR

Ana Maria Narti : Dagens Nyheter’de köşe yazarı ve milletvekili (Romen asıllı ve İsveç’e göç etmeden önce Romanya’da gazetecilik yaptı) 

  1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

Bu durum İsveç için olası olmayan bir senaryo diye düşünüyorum. Gerek ordu, gerekse Sepo yalan ve iftira yaymaya kolay kolay cesaret edemez. Kural olarak, İsveçli politikacılar ve resmi yetkililer basına karışmazlar. İfade özgürlüğü burada çok sıkı korunup gözetildiği için gazetecilere ilişip de başlarına iş açmayı göze alamazlar. İsveç Gazeteciler Sendikası gazetecilerin hakkını arama ve koruma konusunda çok başarılı. Aynı zamanda gazetecilere haksızlık eden bu kurumlara hesap soracak başka gruplar da var. İsveç’in en ayrıcalıklı mesleği gazeteciliktir. Ayrıca, böyle bir durumda okuyucular da haksızlığa uğrayan gazeteciyi -özellikle de tanınıyorsa- korurlar. Romanya’da ise herşey olası ama orada kimin ne yaptığı hiç önemli değil. Sansasyon açlığı Romen medyasını mahvetmiş durumda. Özgürlük sınırsız fakat medya özdenetim ve ahlak ölçülerinden tamamen yoksun. Dediğim gibi orda herşey olası ve herkes herkesi hangi konuda olursa olsun hiçbir şeyi umursamadan şikayet edebilir. Sonuçta herşey politik bir sirke dönüşmüş durumda. 

2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

İsveç’te hiçbir şey yapmaz ve yayınlardım. Ama Romanya’da daha dikkatli olmak, yazının gerçeğe uygun olup olmadığını en az on kere incelemek gerekir ki medyaya hakim olan yozluğun içine düşmeyen ve az önce sözünü ettiğim politik sirkden uzak bir iş yapılsın. 

3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

Bir gazeteci/yazar, haber nesnel, açık, bilgi ve kanıtlara dayandığı sürece istediği kadar ileri gidebilir. Basın etiği kuralları çok açık ve net burada. Baştan savma bilgilendirme ile olayları uydurmak ya da abartmak yasaktır. Romanya’da ise ne kanıta ne de ayrıntılı bilgiye gerek duymadan istediği kadar ileri gidebilir gazeteci. 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

Böyle birşeyin İsveç’te olabileceğini ya da son 30 yıl içinde olduğunu hiç sanmıyorum. Romanya’da bu durum dedikodu gazetelerinde olabilir ama orada da hem gazetecilerle hem de askerle çatışmaya girmemek için oldukça dikkat ederler. 

Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

Dediğim gibi bu İsveç’için imkansız. Ama maalesef Romanya’daki gazetecilerin sansasyon açlığı yüzünden her türlü etik kuralı göz ardı eden Romen medyasında böyle haksız tutumlar olabilir. 

ï  6- İsçveç’te çok seyrek olur böyle bir durum. Olduğu zaman da gazete yönetimi ve yazar arasında varılan bir anlaşma sonucu olur. Dagens Nyheter’in baş köşesindeki 20 yıllık yazarlığım boyunca sadece bir defa, o da ben kendim -yazı işleri müdürü yazımı baştan formüle etmemi rica ettiği için- bir yazımı geri çektim. 

Kurt Nurmi -Journalisten (İsveç Gazeteciler Sendikasının haftalık gazetesi) – İmtiyaz sahibi / Sorumlu Yazı işleri müdürü.

1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

Bu sorular çok geniş kapsamlı ve varsayım niteliğinde. Onun için benim vereceğim yanıtlar da ancak varsayım niteliğinde olacak. 

Böyle bir olay İsveç basınında büyük olasılıkla çok geniş yer alırdı. İsveçli gazeteciler gerçeği mümkün olduğu kadar yakalamak, olayın iç yüzünü aydınlatmak için çok yoğun çaba harcarlardı sanıyorum. Konu ile yakından ilişkisi olan politikacılar da çok zor durumda kalırdı. Yalnız şunu da belirtmeliyim ki, İsveç medyasının askerin ya da istihbarat örgütünün yalan ve iftira yayacağına inanması epey bir zaman alırdı. 

2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

Konu iyi yazılmısşa ve önemliyse yayınlardım. 

ï3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

Eğer bir gazeteci, çok iyi bir araştırma ile iyi bir yazı hazırlamışsa çok ileri gidebilir. Basının, -askeri açıdan ülkenin güvenliğini tehlikeye sokacağını düşündüğü- görünmez bir sınır da var elbette. Ama bu sınır çok keskin olarak belirlenmemiştir ve her çıkan olayda sınanmaktadır. Örneğin, IB (gizli istihbarat örgütü) olayında demokrasinin çok yetersiz kaldığı ve basın özgürlüğünün büyük bir tehdit altında olduğu ortaya çıktı. Bununla beraber, olaya karışan gazetecilerin çoğu sonradan temize çıktı.( Ayrıntılı bilgi için İsveç basınında Derin Devlet‘i okuyabilirsiniz.) 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

Şu an için böyle bir olay hatırlamıyorum. IB olayındaki bütün gelişmeleri de hatırlayamıyorum doğrusu. O olay esnasında bu gibi durumlar yaşanmış olabilir. 

Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

Zor bir soru. Herşeye rağmen gazetede neyin yayınlanıp yayınlanmayacağına imtiyaz sahibi karar verir. Yazarın hakları daha sonra gelir. Ayrıca Gazeteciler Sendikası ile Gazete Sahipleri arasında yapılan anlaşmadaki; ”Eğer gazete yönetimi bir haber ya da yazıyı kullanmak istemezse yazarın/gazetecinin bunu başka gazetelerde kullanma hakkı vardır”, maddesi yazarın görüşlerini başka bir kanal aracılığıyla yayması olanağını doğurur. 

6- Hangi koşullarda bir haberin ya da makalenin yayınlanmasını engellersiniz? 

Haber ya da makale yayınının engellenmesi çok seyrek oluyor. Olduğu zaman da daha çok kişinin bireysel haklarına tecavüz etme, ya da doğrudan çamur atma veya kötü niyetli dedikodu şeklindeki yazılar engellenir. Eğer bir makale yanlış bilgiye dayanıyorsa ya da belirgin hatalar içeriyorsa o zaman da durdurulur. Yine çok seyrek de olsa, gazete yönetimi tarafından makale yazarlarının yazılarının dil ya da içerik açısından kötü olduğuna karar verildiği durumlarda da o söz konusu yazarın işine son verilir. Bazı yazılar da sırf konusu gazetenin alanına uymadığı için yayınlanmaz doğal olarak. Bununla beraber, bir makalenin fazla sert ve keskin olduğu için yayından kaldırılması olağanüstü bir durumdur. İsveç basınında düşünce özgürlüğü oldukça geniş. Bununla beraber yazarların özdenetim yoluyla yazılı olmayan bir kurala uyduklarını ve bunun sonucu olarak da genellikle ”doğru tarafta” olmayı başardıklarını düşünüyorum. Bu arada, İsveçli gazetecilerin ”resmi” açıklama ve gerçeklere biraz fazla güvenmelerini bir sorun olarak görüyorum. Örneğin; Estonya ve Palme cinayeti gibi konularda alternativ teori üretmekte yetersiz kaldılar. 

Ola Sigvardsson: – Dagens Nyheter – Yazi işleri müdürü

1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

Böyle bir olay medyada çok geniş yer alırdı.Büyük olasıkla, hem gazetecilerden hem de halktan çok yoğun tepkiler gelirdi. 

2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

Yazıyı gerçeğe uygunluğu ve kalitesi açısından değerlendirirdim. 

3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

Bir gazeteci haberi gerçeğe dayandığı ve gazetecilik ölçülerine uygun bir şekilde yazıldığı sürece istediği kadar ileri gidebilir. 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

Hiç böyle şey duymadım. 

Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

Böyle bir olay İsveç’te hiç olmadığı için bu soruya cevap vermek güç. 

6- Hangi koşullarda bir haberin ya da makalenin yayınlanmasını engellersiniz? 

Çok nadir olan bir durum. Durdurma kararı ancak, yazının kalitesizliği, gerçeğe uymaması ya da yazarın sırf kişisel ilgisi dolayısıyla kaleme aldığı fakat kamu oyunu hiç ilgilendirmeyen bir konuda yazı yazmış olması gibi nedenlere bağlı olur. 

 Eli Ohman – (Metro Gazetesi )- Yazı işleri Müdürü

1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

Korkunç bir skandal olurdu. Sözü edilen kurumların sorumluları işten atılır ve yargılanırlardı. 

  2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

Eğer eleştiri nesnel gerçeğe dayalı ise hiçbirşey yapmam. 

3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

Gazeteci orduyu eleştirmekte istediği kadar ileri gidebilir. 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

Hayır, böyle birşey olmaz. Bildiğim kadarıyla da hiç olmadı. 

Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

Hiçbir hakkı yok.Gazetenin yayın sorumlusu bütün içeriğinden sorumlu olduğu için nelerin yayınlanıp yayınlanmayacağına sadece o karar verir. 

6- Hangi koşullarda bir haberin ya da makalenin yayınlanmasını engellersiniz? 

Haberin ya da makalenin yayınlanmasını ancak kalitesi düşükse (yani kötü yazılmışsa, okuyucunun kafasını karıştırıyorsa, yazıdaki taraflardan sadece birinden yana açık tavır alıyorsa) durdururum. Aslında durdururum demek de yanlış, çünkü daima yazarla konuşulur ve metni düzeltmesi sağlarım…Yalan ve iftira içeren yazıları da durdururum elbette. 

Rolf Alsing – (Aftonbladet ) – Yazı İşleri Müdürü (Politika)

1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

Çok büyük bir skandal olur. Söz konusu kurumlar ve sorumluları mahkeye verilir ve işten atılır. 

2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

Hiçbir şey. Yazarla aynı görüşte olmasam bile onun düşüncesini ifade hakkını savunurum. 

3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

Basın özgürlüğü yasasına uyduğu sürece istediği kadar ileri gidebilir. 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

Hayır. 

Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

Bu örnek bana çok yabancı. 

6- Hangi koşullarda bir haberin ya da makalenin yayınlanmasını engellersiniz? 

Gazetenin bütün içeriğinden sahibi sorumludur. Onun isteği dışında hiçbir şey yayınlanamaz. Basın özgürlüğü yasasına ya da basın etiğine uymayan yazılar yayınlanmaz. 

 Mats Johansson – (Svenska Dagbladet) Sorumlu (Politika) Yazı İşleri Müdürü -:

1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

Tahmin etmek güç. Herhalde iftiradan dolayı yargılanırlardı. 

2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

Yazıda nelerin bulunduğuna bağlı. Yazıyı çok dikkatli inceledikten sonra yazarıyla tartışırdım. Ama, makale yazarlarının kişisel görüşlerini ifade etme açısından çok geniş özgürlüğü vardır. 

3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

Yukarıdaki durumların dışında bir sınır yoktur.Yayınlanan yazıdan gazetenin imtiyaz sahibi sorumludur. 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

Böyle birşey hiç olmadı ve olacağını da sanmıyorum. Doğal olarak gazetenin içeriğinden gazetenin sahibi sorumludur. 

Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

Söz konusu durumda yazar gazeteyi iftaradan dolayı mahkemeye verebilir, ama kazanamaz. 

6- Hangi koşullarda bir haberin ya da makalenin yayınlanmasını engellersiniz? 

Bir yazının engellenmesi çok seyrek olur.Yayınlanmaya uygun görülmeyen yazılar genellikle bireyin kişilik haklarına tecavüz eden ya da çok açık bir biçimde suç unsuru taşıyan yazılardır. Böyle durumlarda yayın sorumlusu yazarla konuşurak çözüm bulmaya çalışır. 

 Jolin Bold – (Sesam) İmtiyaz Sahibi/Sorumlu Yazı İşleri Müdürü:

1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

Çok büyük bir skandal olurdu. Ordu ve istihbarat örgütü sorgulanır ve sorumlu bakanlar istifaya zorlanırdı. 

2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

Metnin iyi yazılması, kanıtlara dayanması koşuluyla alkışlardım. Hatta, kanıtlara dayanmayan bir yazıyı bile makale yazarının köşesinde olması şartıyla yayınlardım. 

3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

Aslında bu soru İsveçli bir gazeteci için pek uygun değil. Çünkü; orduyu eleştirmek diğer herhangi bir kurum ya da kuruluşu eleştirmekten daha farklı değil bizim için. 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

Böyle bir şey düşünülemez bile. 

Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

Böyle bir durumu hayal bile edemiyorum. 

6- Hangi koşullarda bir haberin ya da makalenin yayınlanmasını engellersiniz? 

Yayına hazırlanan yazıları her zaman aynı gerekçeyle durdururum: Metin kötü yazıldığı için…Metindeki hataları, eksikleri yazarına söyler ve düzeltildikten sonra yayınlarım. 

Anders Gerdin – (Aftonbladet) – İmtiyaz sahibi/Sorumlu Yazı işleri Müdürü

1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

Böyle bir haber sekiz sütuna manşet olur. Bütün basın kuruluşları olayın üzerine gider, yalanları açığa çıkarır ve bu durum sorumluların istifası ve büyük olasılıkla da yargılanmasıyla sonuçlanır. 

2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

Hiçbir şey. 

3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

Yaptığı haber gerçek ve önemli ise istediği kadar ileri gidebilir. 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

Hayır. 

5- Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

Sanırım yazar anında istifa eder. 

6- Hangi koşullarda bir haberin ya da makalenin yayınlanmasını engellersiniz? 

Yazı bireyin kişisel haklarına tecavüz ediyor ya da belli bir gruba karşı kışkırtıcılık yapıyorsa durdurulur. 

Paul Ahamisi – (Afrika Forum) İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü:

1- Ordu ya da Sepo (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) bazı gazeteciler hakkında yalan ve iftira kampanyası açıp onları vatan haini olarak ilan ettiğini itiraf etseydi ne olurdu? 

 Büyük bir skandal olurdu ama daha fazla ileri gidilmezdi sanırım. Çünkü, televizyondaki bazı haber programlarında Olof Palme cinayetine Sepo’nun da (İsveç Milli İstihbarat Örgütü) ilgisi olduğuna dair programlar yapıldı ama hiçbir şey olmadı. Söz konusu durumda da gazetelerde yazıp çizmenin ötesine gidileceğini sanmıyorum. 

2- Yazarlarınızdan biri orduya karşı keskin ve sert bir eleştiri yazısı yazarsa ne yaparsınız? 

Bir gazetecinin görevi toplumdaki aksaklıkları eleştirmek değil de nedir? Tek ölçü herşeyin gerçeğe dayanmasıdır. 

3- Bir gazeteci orduyu eleştirmekte ne kadar ileri gidebilir? 

Nesnel olmak koşuluyla istediğini yazabilir gazeteci. Ama yazıda en ufak bir yalan/yanlış unsur olursa başı belaya girer. 

4- Gazete yönetimi, makale yazarının kendi köşesinde -yazarın orduya karşı hakaret ve suç unsurları içeren bir yazı yazdığı gerekçesiyle yazısını yayınlamayı uygun bulmadıklarına dair bir açıklama yapabilir mi? 

Hiç duymadım böyle birşey. 

Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde yazarın yönetime karşı olan hakları nelerdir? 

Basın özgürlüğü çok geniş İsveç’te. Ama, gazete sahibi gazetenin herşeyinden tek sorumlu. Onun için de böyle bir durumda yazarın gazete yönetimine karşı fazla bir hakkı olacağını sanmıyorum. 

6- Geçenlerde ”Arbete” gazetesi kapanmadan hemen önce böyle bir durum yaşandı. İki ay önce de Sydsvenskan’da bir skandalla ilgili yazı engellendi. Yani her an olabilir böyle şeyler. Gazete yönetimi yazıyı yayınlayamayacağını söyler ve olay orada biter. 

 Jacob Mollerup – (Information/Danimarka) – Yazı İşleri Müdürü 

Tüm sorular için verdiği ortak cevap:

Kuzey’in düşünce ve ifade özgürlüğüne bakış açısı Türkiye’den çok farklı olduğu için bize bu kadar yabancı bir konuda yorum yapamayacağım.

Bu yazı: “İSVEÇLİ GAZETECİLERLE “ANDIÇ” ANKETİ” başlığıyla 13 Kasım 2000’de Dördüncü Kuvvet Medya sitesinde yayınlanmıştır

Ekşi Sözlük’te andıç olayı

Önceki İçerikBir Derin Devlet Öyküsü
Sonraki İçerikAzınlık Yayınlarının Durumu
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. Gazeteciliğe 1986 yılında Karacan yayınlarında stajyer muhabir olarak başladı. İlk haber ve söyleşileri, Kadın, Sanat Olayı, Kapital gibi dergilerde yayımlandı. Hiçbir zaman kopamadığı çocukluk hayali olan gazeteciliğe, 90’lı yıllarda ikamet ettiği İsveç’te Türkçe ve İsveççe haber-söyleşi ve köşe yazılarıyla devam etti. 1998 yılında, bir yandan İsveç'teki Türkçe konuşan göçmenlere yönelik haber-söyleşi dergisi Prizma'yı çıkarırken bir yandan da Dördüncü Kuvvet Medya sitesinde İsveç ve Türkiye gündemi ile ilgili yazılar yazmaya başladı. Prizma dergisi, 2000 yılında, Mısır, İran ve Suriyeli gazetecilerle yaptığı işbirliği sonucu Türkçe-Arapça ve Farsça olmak üzere üç dilde çıkmaya başladı. İlk kitabı, Dorothe Simon ile birlikte yazdığı “Lagom Svenskt” 2000 yılında İsveç’te; ikinci kitabı “Kır Zincirlerini Mavi Marmara” ise 2011 yılında Türkiye’de yayımlandı. Şu sıralar, elindeki yarım kitap projelerini bitirme ve eski çalışmalarını dijital ortama taşıma telaşında.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here