Pek çok göçmen kökenli gazeteci, televizyonun birkaç kez ABD’ye yönelik saldırıyı kutlayan Filistinlilerin görüntülerini göstermesinden ve Arapların saldırıdan erkenden sorumlu tutulmasından dolayı öfkeli. Medyanın, Batı dünyasının Müslümanlara yönelik kalıplaşmış şablon imajını güçlendirmeye yardımcı olduğuna inanıyorlar.

Medyadaki Müslüman İmajı Üzerine Eleştiriler

Arbetarskydd gazetesinde çalışan Kürt kökenli gazeteci Esref Okumus durumu şöyle değerlendiriyor:
“Bu beklenen bir şeydi. Batı’da Müslüman imajı zaten bellidir. Onlar teröristtir, kadın haklarını ezenlerdir, fanatiktirler. Medya takibi de bu resmi daha dengeli hale getirmeye katkıda bulunmadı.”

Prizma dergisinin Arapça bölümünün yayın yönetmeni Hamdi Hassan, Perşembe günü Expressen gazetesinin “Ölüm Pilotu” başlığıyla bir adamın fotoğrafını içeren manşetini gördüğünde, adam kendisine benzediği için kendisinin kişisel olarak hedef gösterildiğini hissetti. Hamdi Hassan, bu görüntünün Batılıların “öteki” hakkındaki önyargılarını ve farklı görünenlere duyulan korkuyu güçlendirdiğini ve onayladığını savunuyor.

“Şüpheli ilan edilmekten dolayı stres hissediyorum. Büyük terör saldırıları gerçekleştiğinde önyargılar besleniyor,” diyor Hamdi Hassan.Hassan, halkın Müslümanları ABD’ye yönelik terör saldırısından kolektif olarak sorumlu tutmasından korkuyor.

“SVT Tarafından Bir Kamuoyu mu Oluşturuluyor?”

Türk gazeteci Dilek Yaras, SVT ve TV4’ün en çok izlenen saatlerde, neden yaptıklarına dair dengeli bir resim sunmadan veya pek çok Müslüman’ın Amerikalılarla birlikte yas tuttuğunu açıklamadan, bir mülteci kampında dans eden Filistinlilerin görüntülerini defalarca yayınlamasından dolayı öfke duyan Yaras, “Kutlama yapan Filistinlilerin görüntülerini gördüğümde şunu düşündüm: SVT bir tür kamuoyu mu oluşturmaya çalışıyor?” diyor.

Gazetecilik Rolünün Sınavı

Esref Okumus, şu anda bazı köşe yazılarında tartışılan intikam çığlıklarının, Müslüman nüfus ile Batı dünyası arasındaki uçurumu sadece daha da derinleştireceğinden endişe ediyor.

“Gazetecilik mesleki rolümüzün sınavdan geçtiği zamanlar, işte bu zor zamanlardır. Dengemizi kaybetmememiz, duygu dalgalarına kapılmamamız ve onlarda boğulmamamız önemlidir,” diyor Esref Okumus.

ABD’ye Yönelik Nefretin Nedenlerini Açıklama Çabası Eksikliği

Okumus’un bugünkü medya takibinde eksikliğini hissettiği şey, birçok Müslüman ülkede Batı dünyasına ve ABD’ye karşı neden bir nefret olduğuna dair bir açıklama girişimidir.

“Yüzlerce Müslüman, Batı tarafından hayal kırıklığına uğratıldığını ve insan haklarının kendileri için geçerli olmadığını hissediyor.Bu yüzden yeni bir diyaloğa ve yeni bir dile ihtiyaç var.Müslümanlar ve Batı arasındaki bir çatışma tehdidini ciddiye almalıyız.”

PÄR JANSSON

18 Eylül 2001 Journalisten

Sonraki İçerikUğruna Ölümlere Gidip Geldiğim
Editör
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. Gazeteciliğe 1987 yılında Karacan yayınlarında stajyer muhabir olarak başladı. İlk haber ve söyleşileri, Kadın, Sanat Olayı, Kapital gibi dergilerde yayımlandı. Hiçbir zaman kopamadığı çocukluk hayali olan gazeteciliğe, 90’lı yıllarda ikamet ettiği İsveç’te Türkçe ve İsveççe haber-söyleşi ve köşe yazılarıyla devam etti. 1998 yılında, bir yandan İsveç'teki Türkçe konuşan göçmenlere yönelik haber-söyleşi dergisi Prizma'yı çıkarırken bir yandan da Dördüncü Kuvvet Medya sitesinde İsveç ve Türkiye gündemi ile ilgili yazılar yazmaya başladı. Prizma dergisi, 2000 yılında, Mısır, İran ve Suriyeli gazetecilerle yaptığı işbirliği sonucu Türkçe-Arapça ve Farsça olmak üzere üç dilde çıkmaya başladı. İlk kitabı, Dorothe Simon ile birlikte yazdığı “Lagom Svenskt” 2000 yılında İsveç’te; ikinci kitabı “Kır Zincirlerini Mavi Marmara” ise 2011 yılında Türkiye’de yayımlandı. Şu sıralar, elindeki yarım kitap projelerini bitirme ve eski çalışmalarını dijital ortama taşıma telaşında.